Çin, uzun süredir ABD ile arasında gerilime neden olan popüler sosyal medya uygulaması TikTok'un geleceğiyle ilgili kritik bir hamle yaptı. İspanya'nın başkenti Madrid'de devam eden ticaret müzakerelerinde, Pekin yönetimi, TikTok'un ABD'de faaliyetlerine devam etmesinin, ticari anlaşmalarda ilerleme sağlanması için temel bir şart olduğunu net bir şekilde ifade etti.
Çin Komünist Partisi'nin resmi yayın organı "Halkın Günlüğü" gazetesinde yer alan dikkat çekici bir köşe yazısı, bu duruşu gözler önüne serdi. Yazıda, Çin'in ticari konularda ABD ile görüşmeye istekli olduğu ancak Washington'ın TikTok dahil Çinli firmalara karşı “açık, adil ve ayrımcı olmayan” bir yaklaşım sergilemesi gerektiği vurgulandı. Metin, "Eğer ABD, Çinli şirketlerin haklarına zarar vermeye devam ederse, Çin de kendi ulusal çıkarlarını ve yasal haklarını korumak adına gerekli önlemleri almaktan çekinmeyecektir," ifadesiyle ABD'ye yönelik sert bir uyarı niteliği taşıdı.
14-17 Eylül tarihleri arasında Madrid'de yürütülen müzakerelerde, ABD heyetine Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin heyetine ise Ekonomik İlişkilerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Hı Lifıng başkanlık ediyor. Daha önce yapılan açıklamalarda, görüşmelerin gümrük vergileri, ihracat kontrolleri ve teknolojik kısıtlamalar gibi konuların yanı sıra TikTok'un hukuki durumunu da kapsayacağı belirtilmişti.
TİKTOK'UN KADERİ MASADA: YASAL BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
TikTok'un ABD'deki geleceği, uzun bir süredir siyasi ve hukuki bir çıkmazın ortasında. ABD Temsilciler Meclisi'nin 13 Mart 2024'te onayladığı ve dönemin Başkanı Joe Biden'ın 24 Nisan 2024'te imzaladığı "Amerikalıları Yabancı Düşmanlarca Kontrol Edilen Uygulamalardan Koruma Yasası", uygulamanın yasaklanmasının önünü açtı.
Yüksek Mahkeme'nin de onayıyla ByteDance'in platformun kontrol hissesini devretmesi için belirlenen 19 Ocak tarihi, yeni Başkan Donald Trump tarafından başkanlık kararnameleriyle üç kez uzatıldı. Bu süreç, uygulamanın kaderini belirsiz bıraktı.
Yasağın savunucuları, ByteDance'in TikTok aracılığıyla topladığı ABD vatandaşlarına ait verileri Çin hükümetiyle paylaşmak zorunda olduğunu, bunun da veri güvenliği ve ulusal güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ileri sürüyor.




